Gecikmenin hukuki değerlendirilmesi
Bir edimin zamanında yerine getirilmemesi halinde ilk incelenecek husus borcun muaccel olup olmadığıdır. Muacceliyet, alacaklının ifayı talep edebileceği aşamayı ifade eder. Temerrüdün oluşması için kural olarak ihtar gerekir; belirli vade ve kanunda düzenlenen diğer haller bu kuralın istisnalarını oluşturabilir. Her gecikmenin aynı anda bütün yaptırımları doğurduğu kabul edilmemelidir.
İhtarın içeriği
İhtar, sözleşmeyi ve yerine getirilmeyen borcu somutlaştırmalı; talep edilen ifayı açıkça belirtmelidir. Kimin adına ve kime gönderildiği önemlidir. Tacirler arasındaki belirli ihbar ve ihtarlar için ticaret mevzuatındaki usuller ayrıca dikkate alınmalıdır. Gönderim ile karşı tarafa ulaşma kayıtlarının saklanması, bildirimin ispatında önem taşır.
Ek süre ve seçimlik haklar
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ek süre verilmesi gerekip gerekmediği ve süre verilmesini gereksiz kılan bir hal bulunup bulunmadığı incelenmelidir. İfanın istenmesi, tazminat veya sözleşmeden dönme gibi seçeneklerin koşulları farklıdır. Sürekli edimli ilişkilerde fesih ve sona ermenin sonuçları ayrıca değerlendirilir. Bir seçeneğin kullanılması diğer taleplerin kapsamını etkileyebilir.
Zararın belgelendirilmesi
Gecikmenin yol açtığı ek maliyetler ve alınan önlemler kayıt altına alınmalıdır. Faiz, cezai şart ve zarar talebi birbirine karıştırılmadan hesaplanmalıdır. Fesih bildirimi gönderilmeden önce karşı tarafın değil, bildirimi yapan tarafın kendi edimlerini yerine getirip getirmediği de incelenmelidir. Haksız veya erken fesih, talepte bulunan taraf bakımından yeni bir sorumluluk doğurabilir.
Kaynaklar ve hukuki dayanak
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — Mevzuat Bilgi Sistemi ↗
- Ticaret Bakanlığı — Şirketler ve ticaret sicili mevzuatı (6102 sayılı Kanun) ↗
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut uyuşmazlığın belgeleri, işlem tarihi ve uygulanacak güncel mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.
